Teknovera Forum  

Geri git   Teknovera Forum > (¯`·._.·[Genel Kültür]·._.·´¯) > Tarih Sayfaları > T.C. Tarihi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09-09-2014, 19:47 47
umut umut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Global Moderator
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: İSTANBUL
Mesajlar: 13.588
Standart Kurtuluş Savaşında Trabzon

I.DÜNYA SAVAŞI VE TRABZON


Birinci Dünya Savaşının en ağır darbesini gören illerden biri de Trabzon′dur. Ruslar Osmanlı İmparatorluğu′na savaş ilan edip, 1 Kasım 1914′den itibaren doğu hudutunu aşarak Türk topraklarında ilerlemeye başladı.Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman etmesi ile de Trabzon ateş çemberi içine düşmüş oldu. Nitekim 17 Kasım 1914′te yirmi üç parçalık bir Rus donanması Trabzon′u bombardıman ederek büyük tahribata ve can kaybına sebep oldu. Bombardımanlar birbirini kovaladı. Trabzon 8 Şubat ve 11 Şubat 1915′te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde tahrip oldu, 1000′den fazla insan öldü.
İki yıl süren Rus işgali, halkı ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan zayıflatmıştı. İşgal yıllarında evler, işyerleri, bağ ve bahçeler tahrip olmuş; ihtiyaç maddeleri kolay kolay temin edilemiyordu.
Rus işgali de bölgeye büyük zarar vermiş ve halkın esaret hayatını öğrenmesine, gerektiğinde tepki göstermesine yol açacak birikime sahip olmasına sebep olmuştu.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin yenilgiyi kabul etmek zorunda kalması ve Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalaması, bütün Türkiye’yi olduğu gibi Trabzon vilâyetini de endişeye sevk etmişti. Zira Trabzon üzerinde yoğun bir Ermeni-Rum tehdidi vardı.Trabzon’un jeopolitik konumu dolayısıyla, öteden beri güdülen amaçların gerçekleştirilmesi zamanının geldiği kanaati yaygındı.

Bütün bu olumsuzlukları İngiliz, Fransız, Amerikan konsolos ve misyonerlerinin desteğindeki Rum-Ermeni çetelerinin saldırıları daha da ağırlaştırdı.
1917′de Rusya′da Bolşevik ihtilali olunca, Rus ordusunda büyük bir panik başladı. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla, 18 Aralık 1917′de Erzincan Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa′ya ileri harekat emri verildi. 11 Şubat 1918′de genel hareket emrini alan ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon′lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun′dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çıktı.
Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 15 Şubat 1918′de Vakfıkebir′i, 18 Şubat 1918′de Akçaabat′ı geri aldı. Birkaç gün içinde çevreyi düşmanlardan temizleyen birliklerimiz 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon′a girdi. Trabzon′un ve Trabzon′lunun 2 yıla yaklaşan esaret ve muhacirlik çilesi sona erdi. Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki topraklarını istiladan kurtardı.
Ancak Trabzon, kurtuluşun sevincini tadamadı. Zira hicretten dönen halkı harabeye dönen Trabzon′da yoksulluk ve sefalet bekliyordu.

PONTUSÇU FAALİYETLER

Yunan emperyalizmi, yani Megalo-İdea, Trabzon’u da kapsamaktaydı.Pontusçu hareketinin fikir olarak ortaya çıkışı,Yunan bağımsızlık savaşının yapıldığı yıllara dayanır.
Birinci Dünya Savaşı’nda Trabzon’un Rus işgaline uğraması, Pontuçuların ümitlerini artırdı. Onlar artık bir devlet kurabileceklerine inanmaktaydılar. Bunda Trabzon’daki mahalli yönetimin Rumların eline geçmesi de rol oynadı.
Rusların desteğine karşılık Rumlar da savaş boyunca cephe gerisindeki Türk köylerine saldırmak, askerî ulaşım ve haberleşmeyi engellemek, Rusya lehine casusluk yapmak gibi eylemlerde bulundular
Pontus meselesini Avrupa’ya mal edebilmek için Rum-Yunan propaganda örgütleri oldukça yoğun bir çalışma içerisine girmişlerdi. Böylece tek taraflı olarak şartlandırılan Batı kamuoyu, Türkiye’de Rumlara yönelik amansız bir katliamın olduğunu zannediyor, Yunanistan Büyükelçiliğinin verdiği her bilgi doğru kabul ediliyordu.
Rum çeteleri Wilson Prensipleri’nden faydalanmak maksadıyla bölgenin nüfusunu kendi lehlerine olarak artırmak için bir taraftan Türkler, katliam ve tehcir yoluyla yok edilirken, diğer taraftan da Rusya’dan göçmenler getirilip buraya yerleştiriliyordu. Patrikhane ve Metropolithanelerin organize ettiği bu faaliyetleri İtilâf Devletleri de desteklemekteydi.
Türk hükümet yetkililerinin, işgaller sebebiyle içine düştükleri şaşkınlıktan faydalanan Pontusçular, Ruslardan aldıkları silahlardan başka, Ateşkes Anlaşması gereğince limanlara serbestçe giriş yapabilen Yunan gemilerinin taşıdıkları silâh ve malzemeyi de kolayca alabilmekteydiler. Yunan Kızılhaç görevlisi diye gönderilenlerin çoğu subay, ilaç ve sıhhî malzeme diye gönderilenler de, Türklere karşı kullanılacak silâh ve cephaneler idi.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-09-2014, 20:08 08
umut umut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Global Moderator
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: İSTANBUL
Mesajlar: 13.588
Standart Kurtuluş Savaşında Trabzon

Kurtuluş Savaşında Trabzon

Venizelos, İstanbul’un merkez yapılmasını erken bularak sonraya erteledi ve şimdilik Pontus Devleti için çalışılması yolunda Patrikhaneye gizli emir verdi.
Fakat 7 Şubat 1919 tarihinde İngiltere tarafından hazırlanan memorandumda, Giresun-Sivas-Mersin hattının doğusu Ermenistan’a verilmekteydi. Aynı şekilde Amerikan ve Fransız temsilcilerinin düşüncesi de “Trabzon’un Ermenistan’a bırakılması” şeklinde idi.
Fener Patrikhanesi, bu duruma çok kızarak Pontus davasını yüzüstü bırakan Venizelos’u şiddetle tenkit etti. Tam bu sırada, 26 Şubat 1919’da Ermeni delegesi Aharoniyan’ın Paris Konferansı’nda “Trabzon’un Ermenilere verilmesi konusunda Venizelos ile anlaşmanın sağlandığını” açıklaması, Pontusçuları harekete geçirdi.
Nihayet 1920 yılı sonbaharında, Türklerin Ermenileri bozguna uğratması ve Gümrü Antlaşması’nın imzalanması üzerine, Venizelos aradığı fırsatı bulduğuna inanarak, Lloyd George’a gönderdiği yazıda “İstanbul’un işgal edilmesi ve Karadeniz’de Rus ve İslâm emperyalizmine karşı bir Pontus Devleti kurulmasını” teklif etti.
Osmanlı Pontusçu faaliyetlere karşı son derece dikkatli davrandı. Rumların silahlanmalarına karşı İstanbul Hükûmeti’nce bazı tedbirler alınmaya başlandı. Silâh, cephane ve üniformanın memlekete sokulması yasaklandı, şüpheli kimselerin sınır dışı edilmesi ilgililere tebliğ edildi. Ayrıca başarılı ve şöhretli bir kumandan olan Mustafa Kemal Paşa, geniş yetkilerle, bölgeye gönderildi. Başka bazı sebeplerin de bulunmasına rağmen önce Kâzım Karabekir Paşa’nın, ardından da Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu Anadolu’ya gönderilmesi memleket açısından oldukça faydalı sonuçlar doğurdu. Her iki komutan Pontusçuların çalışmalarını dikkatle takip ettiler. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktıktan hemen sonra Pontus meselesinin gerçek boyutlarını açıklayan telgrafları peş peşe Sadarete bildirdi. Bu telgraflarda, Karadeniz bölgesindeki asayişsizliğin sorumlusunun Ermeni-Rum çeteleri olduğu, Türklerin kendilerini savunduklarını bildirdi. Meselâ 22 Mayıs 1919 tarihli telgrafta, “…şayet Rumlar, Müslümanları rahatsız eden siyasî emellerden vazgeçerlerse, bu takdirde İslâm çetelerinin ortadan kalkacağını” ifade etti
Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye’nin başına geçtikten sonra da Rumların faaliyetlerini dikkatle izledi ve zaman zaman ilgilileri uyardı.
Doğudaki askerî başarının elde edildiği sırada, İtilâf Devletlerinin yetkilileri arasında Pontusçuluk lehine bir hava doğmuştu.
Rumların sürgün edilmeleri 16 Haziran 1921 tarihinde meclis tarafından kararlaştırıldı. Bu tutumu İtilâf Devletleri protesto ettilerse de, buna önem verilmedi. Sakarya Savaşı’ndan sonra Pontus çetelerinin temizlenmesi için daha yoğun bir faaliyete girişildi. Kısa zamanda asiler, teslim oldu veya çarpışmalar sonucunda temizlendi. Çetelerin dışında kalan Rumlar ise, 30 Ocak 1923 tarihinde Yunanistan ile yapılan sözleşme gereğince, Yunanistan’a gönderildi.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-09-2014, 20:11 11
umut umut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Global Moderator
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: İSTANBUL
Mesajlar: 13.588
Standart Kurtuluş Savaşında Trabzon

Kurtuluş Savaşında Trabzon

ERMENİLERİN VE TRABZON

Mütareke dönemi, Ermenilerin de Türk yurdu üzerindeki emellerinin gerçekleşeceğine inanmalarına neden olmuştu. Bu amaçla Ermeni çeteleri Türk köy ve kasabalarına saldırılarda bulunmaktaydılar. Trabzon da bu tehdidi açıkça yaşamaktaydı. Trabzon’u da kurulacak olan “Büyük Ermenistan”ın sınırları içerisinde tahayyül eden Ermeniler, Batı kamuoyunun kendilerine sağladığı destekten de güç alarak bölgedeki Türk nüfusunu yok etmeye yöneldiler.
Paris Konferansı’nın sürdüğü sıralarda Erivan Parlamentosu, Trabzon’un da içinde bulunduğu yedi Türk vilâyetinin Ermenistan ile birleştiğini ilân etti ve 28 Mayıs 1919 tarihinde Büyük Ermenistan Cumhuriyeti’nin kurulduğunu açıkladı
Türk birlikleri 28 Eylül 1920 sabahı sınırı geçerek Ermenilerden bölgeyi temizlemeye başladı. Kısa zamanda öngörülen hedefleri ele geçiren Türk birliklerinin zaferi sayesinde 3 Aralık 1920’de imzalanan Gümrü Antlaşması ile Ermeniler Trabzon ve diğer Türk illeri üzerindeki bütün emellerinden vazgeçtiklerini resmen kabul ettiler.

KURTULUŞ MÜCADELESİNDE TRABZON

Bu büyük mücadelenin başlatılmasında ve sürdürülmesinde Trabzon halkı, gerek kurulan milis kuvvetleriyle, gerekse Trabzon Muhafaza-yı Hukuk-u Millîye Cemiyeti’nin çalışmaları ve başta İstikbâl olmak üzere çıkarılan yayın organlarıyla üzerine düşen görevi büyük bir vatanseverlikle yerine getirmiştir. Böylece meydana gelen bazı olumsuzluklara rağmen diğer vilâyetler gibi Trabzon da, “millî birlik ve bütünlük davasında” büyük zafer kazanmıştır.
Trabzon’un Türk dış ticaretinin yalnız Trabzon limanına inhisar etmesi, ülkenin tek düzenli kuvveti olan XV. Kolordu ile irtibat kurulacak en sağlıklı yolun Trabzon oluşu, Rusya’dan gelebilecek yardımların sadece buradan nakledilebilmesi, mücadeleye taraf olan kuvvetlerin Trabzon üzerinde hassasiyetle durmalarına neden olmuştu. Üstelik Bolşevik İhtilâli’nin prensipleri ya da İttihatçılar da ancak Trabzon üzerinden Anadolu’ya girebilirlerdi. İşte bütün bunlardan ötürü Trabzon vilâyeti, Kurtuluş Savaşı süresince Mustafa Kemal Paşa ve yakın silâh arkadaşlarının dikkatle izledikleri bir yer durumundaydı.
Ülkenin içine düştüğü bu durum, yurdun her tarafında "Müdafa-i Hukuk" cemiyetlerinin en güçlüsü Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyeti idi
Başkanlığını Belediye Reisi Barutçuzade Ahmet Bey′in yaptığı Cemiyet, bu konularda adeta öncülük yaparak, vatanın topyekûn savunulması için yoğun çalışmaların içine girmişti.
Trabzon′un önderliğini yaptığı mücadele fikri, süratle çevre ile ve ilçelere yayılmıştı. Trabzon′da olup bitenler titizlikle takip ediliyor, bölgenin kalbi adeta Trabzon′da atıyordu.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09-09-2014, 20:17 17
umut umut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Global Moderator
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: İSTANBUL
Mesajlar: 13.588
Standart Kurtuluş Savaşında Trabzon

Kurtuluş Savaşında Trabzon
Trabzon′un bu konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda Erzurum Kongresinin yapılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar Kurtuluş Savaşı boyunca devam ve zaferin kazanılmasında Trabzon′un ve Trabzon′luların çok büyük payı olmuştur.
Trabzon Müdafaa-i Hukuk ′′ Cemiyeti, orduya yapılan yardımlar ve ′ milli mücadele heyecanın yaşatılmasıyla ilgili bir çok faaliyetlere öncülük etti.
Milli Mücadele yıllarında, Trabzon′da bir çok miting düzenlenerek halkın zafer ve işgaller karşısında heyecanı dile getirildi. İlk miting 20 Ocak 1920 günü Meydan′da yapıldı. Miting sonunda, yurdun haksız işgalinden dolayı, İtilaf Devletleri temsilcilerine protesto telgrafları gönderildi. 1921 yılında kazanılan İnönü zaferleri dolayısıyla, Kavak Meydanın adı İnönü Meydanı olarak değiştirildiği gibi, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti öncülüğünde fener alayı ve törenler yapıldı. Daha sonraki tarihler 23 Nisan Milli Bayramı,Sakarya Zaferi, İzmir′in işgalinin yıldönümü ve Büyük Taarruz vesilesiyle mitingler düzenlendi.Bu dönemde son miting, Büyük Taarruz′un kazanılması üzerine 13 Eylül 1922′de yapıldı.
Milli Mücadele döneminde, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti′nden başka Türk Ocağı, Eczacılar Cemiyeti, Ihtiyat Zabitleri Cemiyeti,Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti,Trabzon Müslüman Cemiyet-i Hayriyyesi, Muallimin Cemiyeti, Himaye-i Etfal Cemiyeti, Idman Ocağı gibi muhtelif amaçlı cemijıetler kurulmuştur.
Bu cemiyet Erzurum kongresinin toplanması ve çalışmalarına büyük katkıda bulundu.Kongreye çerçevede ilçe halkı aldıkları bir kararla Kellecioğlu Abdullah Hasip (Ataman) Beyi Büyükliman (Vakfıkebir-Beşikdüzü) Delegesi olarak göndermiştir. Abdullah Hasip Bey, Erzurum Kongresi′nin iki yazmanından birisi olarak görev yapmıştır. İlçe halkı ülkenin kurtulması ve bağımsız bir Türk devleti kurulması çalışmalarında hep Atatürk’ün yanında yer almıştır.
12 Ocak 1920′de Istanbul′da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi′ne Trabzon Vilayeti Merkez Sancağı adına Ali Şükrü (Beşikdüzü doğumlu), Ali Şefik (Bekman), Eşref, Hüsrev (Gerede), Ismail, Hasarı (Saka) ve Muhtar Beyler katıldılar.
23 Nisan 1920′de toplanan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi′ne Trabzon adına Vali Hamit (Kapancı), Eyübzade Izzet, Nemlizade Sabri, ,Alaybeyzade Faik ve Arif Kadızade Recai ve Ali Şükrü (Beşikdüzü doğumlu) Beyler seçildiler.
Çalışmalar Kurtuluş Savaşı boyunca devam etmiş ve zaferin kazanılmasında Trabzon′un ve Trabzon′luların çok büyük payı olmuştur.
Nabi KILIÇ
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
TRABZON DÜŞMANI umut Trabzonspor 0 07-19-2011 09:09 09
TRABZON DARBESİ umut Trabzonspor 1 08-25-2010 01:53 53
TRABZON ck78 Gülmece 0 04-09-2007 00:23 23
Kurtuluş Savaşı Görünteleri... teknovera Animasyonlar ve Gifler 1 10-13-2006 23:41 41


Şu Anki Saat: 07:58 58


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu site alemdarhost.com sunucularinda barindirilmaktadir.